KEDİ VE KÖPEKLERDE AĞIZ VE DİŞ SAĞLIĞI

Kedi ve köpeklerde ağız ve diş sağlığı problemleri, diğer pek çok problemlerine kıyasla daha az önem verilen ve çoğu kez göz ardı edilen veya gözden kaçan konulardan biridir. Veteriner diş hekimliğinin de son yıllarda önemsenmesi ve pek çok açıdan gelişmesi sayesinde, günümüzde bu alanda daha doğru ve detaylı yaklaşımlar mümkün olmaktadır.
Ağız sağlığı ile ilgili problemler günümüzde, küçük hayvan kliniklerinde en sık karşılaşılan problemler arasındadır. İki yaşın üstünde olan kedi ve köpeklerin %80-85’inde, farklı derecelerde diş eti hastalığının varlığı tespit edilmiştir. Bu hafife alınamayacak kadar yüksek bir orandır. Bundan dolayı veteriner hekimler, hasta sahiplerini bilgilendirmeli ve hastanın başka bir problemi dahi olsa, genel muayenesi sırasında ağız ve diş sağlığı (hastanın izin verdiği ölçüde) mutlaka kontrol edilmelidir.
Ağız ve diş sağlığının korunması, ancak düzenli bir ev bakımı ile mümkündür. Herhangi bir diş veya diş eti hastalığı olan bir hastanın problemi giderilebilir fakat, bu durumun korunması için herhangi bir bakım uygulanamıyorsa kısa bir süre içinde hasta, yine benzer veya daha şiddetli problemlerle karşılaşacaktır.
Petleri ile çok yakından ilgilenen ve çok yakın temas içinde olan kedi ve köpek sahipleri, petlerinin dişlerinde değişiklikler oluştuğunu daha erken fark edebilmektedirler. Fark edebilecekleri bulgular genellikle dişlerdeki renk değişikliği veya kötü ağız kokusudur. Bu bulguları fark edemeyen hayvan sahipleri ise bir süre sonra iştahsızlık, kilo kaybı, durgunluk, ağızda salya artışı şikayetleri ile veteriner hekimlerine başvurduklarında bu, petlerinin artık oldukça ilerlemiş ve şiddetlenmiş bir ağız hastalığı ile karşı karşıya oldukları anlamına gelmektedir. Tabiî ki ilerlemiş, şiddetlenmiş bir hastalığın tedavisi ve kontrolü daha zor, pahallı ve maalesef genellikle sonuçları daha az tatmin edici olmaktadır.
Hastanın ağız veya diş problemleri tedavi edildikten sonra ağız sağlığının korunabilmesi için hasta sahiplerine çok iş düşmektedir. Belli zaman aralıklarında dişlerin mekanik temizliğinin sağlanması ve ağız içindeki toplam bakteri yükünün azaltılmasına yönelik uygulamaların yapılması gerekmektedir. Bu uygulamaları yapma sıklığı her kedi veya köpek için bireyseldir. Ağız florası, tükürük salgısının ph’sı, tüketilen gıdanın niteliği, dişlerin dizilimi gibi pek çok faktör plak veya tartar (diş taşı) oluşum sıklığını etkilemektedir.
Kedi ve köpeklerde, insanlardan farklı olarak tükürük salgısının ph’sı daha alkali bir özellik taşıdığı için plak ve tartar oluşumu, çürük oluşumundan daha sık görülmektedir. Sadece birkaç saat içinde oluşan plak ve dolayısıyla zamanla oluşacak tartar, dişlerin fırçalanması ve aynı zamanda antiseptik etkili bir solüsyon veya macun kullanılması ile engellenebilmektedir.
Plak oluşumu yumuşak gıdayla beslenen kedi ve köpeklerde, diş dizilimleri daha sık olan küçük ırk köpeklerde daha sık oluşmaktadır. Kuru mama ile beslenen kedi ve köpeklerde ise dişlerin mekanik temizliği kısmen de olsa sağlanabildiği için plak ve diş taşı oluşumu, yumuşak gıda ile beslenenlere kıyasla daha az olmaktadır. Sadece yumuşak gıda ile beslenen veya kuru mama yemelerine rağmen çok kısa sürede diş taşı oluşan kedi ve köpeklerin sahipleri diş fırçalama, ağız antiseptiği kullanımı, çiğnerken dişlerin mekanik temizliğini çok daha etkin bir şekilde sağlayan bazı özel geliştirilmiş kuru mamaların normal mamalarına karıştırılması veya diş temizliğini arttırmaya yönelik geliştirilen özel kemiklerin (köpekler için) verilmesi gibi bazı önlemler almalıdırlar.
Aksi taktirde ağız içinde enfeksiyon kaynakları oluşacak ve bunlar sadece ağız kokusu, ağrı, durgunluk, ağrıya bağlı gıda alamama, kilo kaybı ve diş kayıpları ile sınırlı kalmayıp aynı zamanda yakın ( burun boşluğu ve sinüsler) veya uzak bölgelerde ( kalp, akciğer, böbrekler, vb) de oldukça ciddi enfeksiyonlara yol açacaktır.
Ağızlarına herhangi bir müdahale yapılmasına hiç alışık olmayan kedi ve köpeklerin ev bakımı pek mümkün olamayabilmektedir.
Bundan dolayı erken yaşlarda; özellikle tüm kalıcı dişlerin çıkmış olduğu 6 aylık dönem itibariyle diş fırçalamaya başlamak veya en azından bu gibi uygulamalara dostlarımızı alıştırmak yerinde olacaktır.
|